Av. Sadık YalçınHukuk ve Danışmanlık

İcra Takibinde Alacaklının Bilmesi Gereken Temel Hususlar

Av. Sadık Yalçın4 dk okuma

İcra takibi, alacağını kendiliğinden tahsil edemeyen alacaklının devletin zorlayıcı gücüne başvurduğu bir süreçtir. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK) bu süreci sıkı şekil kurallarına ve kısa sürelere bağlamıştır. Doğru takip yolunun seçilmesi ve sürelerin takip edilmesi, alacağın tahsil edilip edilemeyeceği üzerinde doğrudan etkilidir.

Takip yolunu doğru seçmek

Alacaklının ilk kararı, hangi takip yolunu kullanacağıdır. Bu seçim alacağın dayanağına göre yapılır.

  • İlamlı takip: Elinizde bir mahkeme kararı (ilam) veya kanunun ilam niteliğinde saydığı bir belge varsa bu yol kullanılır. Borçluya ödeme emri yerine icra emri gönderilir ve borçlunun alacağın varlığına itiraz imkânı oldukça sınırlıdır.
  • Genel haciz yoluyla ilamsız takip: Fatura, sözleşme, cari hesap gibi belgelere veya hiçbir belgeye dayanmayan para alacakları için başvurulan en yaygın yoldur.
  • Kambiyo senetlerine özgü haciz yolu: Çek, bono ve poliçeye dayanan alacaklarda kullanılır. Süreler daha kısadır ve borçlunun itirazı takibi kendiliğinden durdurmaz.
  • Rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip: Alacak ipotek veya taşınır rehniyle güvence altına alınmışsa, kural olarak önce rehnin paraya çevrilmesi yoluna gidilmesi gerekir.

Yanlış yol seçimi, takibin iptaline veya ciddi zaman kaybına neden olabilir. Takip talebinde alacağın miktarı, faiz türü ve başlangıç tarihi, dayanak belge ve borçlunun doğru adresi eksiksiz gösterilmelidir.

Faiz talebinde de özen gösterilmesi gerekir. Sözleşmede kararlaştırılan bir faiz oranı yoksa kural olarak yasal faiz veya ticari işlerde avans faizi gündeme gelir; faizin hangi tarihten itibaren işletileceği ise borçlunun temerrüde düştüğü tarihe bağlıdır. Takip talebinde fazla gösterilen faiz veya işlemiş faiz tutarı, borçlunun kısmi itirazına ve sürecin uzamasına neden olabilir. Takip masrafları ve vekâlet ücreti de kural olarak borçluya yüklenir.

Ödeme emri, tebligat ve itiraz süreleri

Genel haciz yoluyla ilamsız takipte borçluya ödeme emri gönderilir. Borçlu, ödeme emrinin tebliğinden itibaren yedi gün içinde borcu ödemek veya İİK 62 uyarınca yine yedi gün içinde itiraz etmek durumundadır. Süresinde yapılan itiraz takibi durdurur.

Kambiyo senetlerine dayanan takipte ise borçluya ödeme için on gün, itiraz ve şikâyet için beş gün süre tanınır. Bu yolda borçlunun itirazı takibi kendiliğinden durdurmaz; takibin durması için icra mahkemesinin bu yönde karar vermesi gerekir.

Tebligatın usulüne uygun yapılması sürecin temelidir. Borçluya bilinen adresinde ulaşılamazsa, Tebligat Kanunu çerçevesinde adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine tebligat yapılabilir. Usulsüz bir tebligat, sonradan bütün işlemlerin tartışılmasına yol açabilir.

İtiraz edildiğinde alacaklının seçenekleri

Borçlunun itirazıyla duran takibe devam edebilmek için alacaklının itirazı ortadan kaldırması gerekir. Bunun için iki yol vardır.

İtirazın kaldırılması

Alacak, İİK 68’de sayılan türden bir belgeye (örneğin imzası ikrar edilmiş veya noterlikçe onaylanmış bir borç ikrarını içeren belge) dayanıyorsa alacaklı, itirazın tebliğinden itibaren altı ay içinde icra mahkemesinden itirazın kaldırılmasını isteyebilir. Bu yol daha hızlıdır ancak incelemesi belgeyle sınırlıdır.

İtirazın iptali davası

Alacaklı, itirazın tebliğinden itibaren bir yıl içinde genel mahkemede itirazın iptali davası açabilir. Bu davada alacağın varlığı her türlü delille tartışılır. Alacak likit, yani belirli veya belirlenebilir nitelikteyse ve itiraz haksız bulunursa, mahkeme borçlunun alacağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesine karar verebilir.

Uyuşmazlık ticari nitelikteyse veya tüketici ilişkisi gibi kanunda sayılan alanlardan birine giriyorsa, itirazın iptali davası açılmadan önce arabulucuya başvurmak dava şartı olabilir. Arabuluculuk sürecinde geçen süreler de hesaba katılarak dava süresi takip edilmelidir.

Buna karşılık alacaklının haksız ve kötü niyetli olarak takip yaptığı anlaşılırsa, bu kez alacaklı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilebileceği de unutulmamalıdır.

Haciz ve satış aşaması

Ödeme emri itiraz edilmeden kesinleştiğinde veya itiraz hukuken ortadan kaldırıldığında alacaklı haciz talep edebilir. Haciz talebi için kanunda öngörülen süreler vardır; bu süreler içinde işlem yapılmazsa takibin devamı için yenileme gerekebilir.

Borçlu, ödeme emrinde kendisine bildirilen süre içinde mal beyanında bulunmakla yükümlüdür. Mal beyanında bulunmayan veya gerçeğe aykırı beyanda bulunan borçlu hakkında, alacaklının şikâyeti üzerine yaptırım uygulanabilir.

Haciz sırasında dikkat edilmesi gereken bazı noktalar şunlardır:

  • Borçlunun ve ailesinin zorunlu ihtiyaçları için gerekli bazı mal ve haklar kanun gereği haczedilemez.
  • Maaş ve ücretler, kural olarak dörtte birinden az olmamak üzere icra müdürünce belirlenecek oranda haczedilebilir.
  • Banka hesapları, araçlar, taşınmazlar ve üçüncü kişilerdeki alacaklar için UYAP üzerinden sorgu ve haciz işlemleri yapılabilir.
  • Üçüncü kişilere gönderilen haciz ihbarnamelerine verilen cevaplar dikkatle takip edilmelidir.

Haczedilen malların satışı için de kanunda belirli süreler öngörülmüştür. Satış süresinde istenmezse haciz düşebilir. Satış kural olarak elektronik ortamda yapılır ve kıymet takdirine karşı ilgililerin şikâyet hakkı bulunur.

Şikâyet, ihtiyati haciz ve uzlaşma imkânları

İcra dairesinin kanuna aykırı veya hadiseye uygun olmayan işlemlerine karşı, işlemin öğrenilmesinden itibaren yedi gün içinde icra mahkemesine şikâyet yoluyla başvurulabilir. Bir hakkın yerine getirilmemesi veya sürüncemede bırakılması hâlinde ise şikâyet her zaman yapılabilir.

Takipten önce borçlunun mal kaçırma ihtimali varsa, vadesi gelmiş ve rehinle temin edilmemiş para alacakları için ihtiyati haciz talep edilebilir. Vadesi gelmemiş alacaklar bakımından ise ihtiyati haciz ancak kanunda sayılan sınırlı hâllerde mümkündür. Mahkeme kural olarak alacaklıdan teminat ister.

Son olarak, icra süreci yalnızca zorla tahsilden ibaret değildir. Borçlu icra dairesinde ödeme taahhüdünde bulunabilir veya taraflar taksitli ödeme konusunda anlaşabilir. Alacağın niteliği, borçlunun mal varlığı ve takibin maliyeti birlikte değerlendirildiğinde, uzlaşma bazı dosyalarda daha hızlı bir tahsil imkânı sunabilir. Her dosyanın kendine özgü koşulları bulunduğundan izlenecek yol somut olaya göre belirlenmelidir.

Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hukuki görüş niteliği taşımaz. Somut olayınıza ilişkin değerlendirme için belgelerinizin incelenmesi gerekir.

Av. Sadık Yalçın

Kayseri Barosu’na kayıtlı avukat. Tazminat, iş, sigorta, aile, miras, ceza, idare, şirketler, ticaret ve icra hukuku alanlarında danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir.

Büroyu tanıyın

Bu konuda sorunuz mu var?

Durumunuzu kısaca anlatın, dosyanızı birlikte değerlendirelim.

Sık sorulan sorular

Borçlu ödeme emrine itiraz ederse takip ne olur?

Genel haciz yoluyla ilamsız takipte süresinde yapılan itiraz takibi durdurur. Alacaklı bu durumda itirazın kaldırılması için icra mahkemesine veya itirazın iptali için genel mahkemeye başvurabilir.

İtirazın iptali davası için süre ne kadardır?

İtirazın iptali davası, itirazın alacaklıya tebliğinden itibaren bir yıl içinde açılmalıdır. Belgeye dayalı alacaklarda icra mahkemesinden itirazın kaldırılması ise itirazın tebliğinden itibaren altı ay içinde istenebilir.

Borçlunun maaşının tamamı haczedilebilir mi?

Hayır. İcra ve İflas Kanunu'na göre maaş ve ücretler, kural olarak dörtte birinden az olmamak üzere icra müdürünce belirlenecek oranda haczedilebilir. Nafaka alacakları gibi bazı durumlarda farklı kurallar uygulanır.

Hukuki sorununuzu birlikte değerlendirelim

Süre ve delil kaybı yaşamamak için erken bir görüşme çoğu zaman en doğru adımdır. Ofisimizi arayabilir veya ön görüşme talebi bırakabilirsiniz.