Ticari ilişkilerin önemli bir kısmı uzun süreli sözleşmelere dayanır ve bu sözleşmelerin nasıl sona ereceği, en az nasıl kurulduğu kadar önemlidir. Fesih bildiriminin şekli, zamanlaması ve dayanağı ile sözleşmeye konulan ceza şartı, taraflardan birinin ciddi bir mali yükle karşılaşıp karşılaşmayacağını belirleyebilir. Bu yazıda 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) çerçevesinde temel kuralları özetliyoruz.
Fesih ile sözleşmeden dönme arasındaki fark
Günlük dilde çoğu zaman aynı anlamda kullanılsa da fesih ve dönme hukuken farklı sonuçlar doğurur.
- Fesih, kural olarak sürekli borç ilişkilerinde (distribütörlük, bayilik, kira, hizmet, bakım sözleşmeleri gibi) söz konusudur ve ileriye etkilidir. Fesih tarihine kadar ifa edilen edimler geçerliliğini korur.
- Dönme ise genellikle ani edimli sözleşmelerde (örneğin tek seferlik bir satış) gündeme gelir ve sözleşmeyi geriye etkili olarak ortadan kaldırır. Taraflar kural olarak aldıklarını iade etmekle yükümlü olur.
Hangi yolun kullanılacağı, hem talep edilebilecek tazminatın kapsamını hem de iade yükümlülüklerini etkiler. Bu nedenle bildirimde kullanılan ifadenin sözleşmenin niteliğine uygun olması gerekir.
Fesih sebepleri: sözleşme, temerrüt ve haklı sebep
Sözleşmenin sona erdirilmesi üç temel dayanağa bağlanabilir.
Sözleşmede öngörülen fesih hakkı
Taraflar, belirli bir bildirim süresine uyarak sözleşmeyi sona erdirme hakkını veya belirli ihlallerde derhal fesih imkânını sözleşmede düzenleyebilir. Bu hükümlerin açık, ölçülebilir ve iki taraf için dengeli yazılması, sonradan yorum tartışmalarını azaltır.
Borçlunun temerrüdü
Karşı taraf edimini zamanında ifa etmezse TBK’nın temerrüde ilişkin hükümleri uygulanır. Alacaklı kural olarak borçluya ifa için uygun bir süre verir veya bu süreyi hâkimden ister. Süre içinde de ifa gerçekleşmezse alacaklı; ifa ile birlikte gecikme tazminatı isteme, ifadan vazgeçerek müspet zararının giderilmesini talep etme veya sözleşmeden dönme gibi seçimlik haklardan birini kullanabilir. Sürekli edimli sözleşmelerde ifaya başlanmışsa dönme yerine fesih hakkı kullanılır. Kanunda sayılan bazı hâllerde, örneğin süre vermenin sonuçsuz kalacağı açıkça anlaşılıyorsa, ayrıca süre verilmesi gerekmez.
Haklı sebeple fesih
Sürekli borç ilişkilerinde, sözleşmeye devam etmeyi taraflardan biri için çekilmez hâle getiren durumlar haklı sebep oluşturabilir. Neyin haklı sebep sayılacağı her sözleşme türüne ve olayın koşullarına göre ayrı değerlendirilir. Haklı sebep bulunmadan yapılan bir fesih, fesheden tarafı tazminat yükümlülüğü ile karşı karşıya bırakabilir.
Sözleşmenin kurulmasından sonra öngörülemeyen olağanüstü bir durumun edimler arasındaki dengeyi aşırı ölçüde bozması hâlinde ise TBK 138’de düzenlenen aşırı ifa güçlüğü hükümleri gündeme gelebilir. Bu durumda öncelikle sözleşmenin yeni koşullara uyarlanması, bu mümkün değilse dönme veya fesih istenebilir.
Tacirler arasında ihtar ve fesih bildiriminin şekli
TTK, tacirler arasında karşı tarafı temerrüde düşürmeye, sözleşmeyi feshe veya sözleşmeden dönmeye yönelik ihbar ve ihtarların belirli bir şekilde yapılmasını öngörür. Bu bildirimler noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta (KEP) sistemiyle yapılmalıdır.
E-posta veya mesajlaşma uygulaması üzerinden yapılan bir fesih bildirimi, tacirler arasında kanunun aradığı şekle uygun sayılmayabilir. Hak kaybı yaşamamak için bildirimin hem şekline hem de sözleşmedeki bildirim süresine ve adresine dikkat edilmelidir.
Bildirimde hangi yükümlülüğün ihlal edildiği, verilen süre ve sürenin sonunda kullanılacak hak açıkça belirtilmelidir. Muğlak bir ihtar, sonradan temerrüdün veya feshin geçerliliğinin tartışılmasına yol açabilir.
Ceza şartı nasıl işler?
Ceza şartı (ceza koşulu), borcun hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi hâlinde borçlunun ödemeyi üstlendiği bir edimdir ve TBK 179–182 arasında düzenlenmiştir. Ticari sözleşmelerde en sık kullanılan güvence araçlarından biridir.
Temel kurallar şöyle özetlenebilir:
- Seçimlik ceza: Ceza, borcun hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi için kararlaştırılmışsa alacaklı kural olarak ya ifayı ya da cezayı isteyebilir; ikisini birlikte isteyemez.
- İfaya eklenen ceza: Ceza, borcun belirlenen zamanda veya yerde ifa edilmemesi için kararlaştırılmışsa alacaklı ifa ile birlikte cezayı da isteyebilir. Ancak alacaklı bu hakkından açıkça feragat etmişse veya ifayı çekince koymadan kabul etmişse cezayı isteyemez.
- Zarar şartı aranmaz: Alacaklı herhangi bir zarara uğramamış olsa bile kararlaştırılan ceza istenebilir.
- Aşan zarar: Alacaklının zararı ceza miktarını aşıyorsa, borçlu kusursuz olduğunu ispat etmedikçe aşan kısım da talep edilebilir.
- Bağlılık: Asıl borç herhangi bir sebeple geçersizse ceza şartı da geçersiz olur.
Ceza şartının indirilmesi ve tacir borçlu
TBK’ya göre hâkim, aşırı gördüğü ceza koşulunu kendiliğinden indirir. Ancak TTK bu kurala tacirler bakımından önemli bir istisna getirir: tacir sıfatını taşıyan borçlu, ceza koşulunun fahiş olduğu iddiasıyla indirilmesini isteyemez.
Bu kural, tacirin kendi ticari işlerinde basiretli davranması gerektiği düşüncesine dayanır. Uygulamada ise ceza şartının borçlunun ekonomik varlığını tehlikeye sokacak ölçüde olması gibi istisnai durumlarda ahlaka ve kişilik haklarına aykırılık yönünden değerlendirme yapılabildiği görülmektedir. Bu değerlendirme somut olayın koşullarına göre değişir; dolayısıyla sözleşme imzalanırken ceza miktarının makul ve öngörülebilir belirlenmesi, sonradan yaşanacak belirsizliği azaltır.
Uyuşmazlık çıktığında izlenecek yol
Ticari bir sözleşmeden kaynaklanan ve konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat taleplerinde, dava açmadan önce arabulucuya başvurulması TTK 5/A uyarınca dava şartıdır. Ceza şartı alacağı, bakiye bedel veya tazminat talepleri çoğunlukla bu kapsamda kalır. Arabuluculuk görüşmelerinde anlaşma sağlanırsa uyuşmazlık dava açılmadan sona erebilir.
Olası bir uyuşmazlığa hazırlıklı olmak için şu hususlara dikkat edilmesi yararlıdır:
- Sözleşmenin imzalı ve güncel bir nüshasının, eklerinin ve değişiklik protokollerinin saklanması
- Sipariş, teslim, fatura ve ödeme kayıtlarının düzenli tutulması
- Taraflar arasındaki yazışmaların, özellikle ayıp ve gecikme bildirimlerinin arşivlenmesi
- Sözleşmedeki yetkili mahkeme, uygulanacak hukuk ve tahkim hükümlerinin önceden kontrol edilmesi
Her sözleşme türünün kendine özgü kuralları ve ticari teamülleri bulunduğundan, fesih veya ceza şartına dayanmadan önce sözleşmenin bütün olarak değerlendirilmesi, hak kaybı riskini azaltır.
Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hukuki görüş niteliği taşımaz. Somut olayınıza ilişkin değerlendirme için belgelerinizin incelenmesi gerekir.
Bu konuda sorunuz mu var?
Durumunuzu kısaca anlatın, dosyanızı birlikte değerlendirelim.
Sık sorulan sorular
Tacirler arasında fesih bildirimi nasıl yapılmalıdır?
Türk Ticaret Kanunu'na göre tacirler arasında temerrüde düşürmeye, sözleşmeyi feshe veya sözleşmeden dönmeye yönelik ihbar ve ihtarlar noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imzalı kayıtlı elektronik posta (KEP) ile yapılmalıdır.
Tacir olan borçlu fahiş ceza şartının indirilmesini isteyebilir mi?
Kural olarak hayır. TTK'ya göre tacir sıfatını taşıyan borçlu, ceza koşulunun fahiş olduğu iddiasıyla indirilmesini isteyemez. Ancak ceza şartının borçluyu ekonomik açıdan yıkıma sürükleyecek düzeyde olup olmadığı gibi hususlar somut olaya göre değerlendirilebilir.
Ceza şartı alacağı için doğrudan dava açılabilir mi?
Ticari bir sözleşmeden doğan ve konusu bir miktar paranın ödenmesi olan talepler için dava açmadan önce arabulucuya başvurulması dava şartıdır. Arabuluculukta anlaşma sağlanamazsa dava yoluna gidilebilir.