Trafik kazası, kısa bir anda gerçekleşse de ardından maddi zararlar, tedavi süreçleri ve bazen uzun soluklu hukuki işlemler getirir. Tazminat taleplerinin sağlıklı ilerleyebilmesi için kazanın hemen ardından atılan adımlar, delillerin korunması ve sürelere uyulması belirleyici olabilir. Bu yazıda, trafik kazası sonrası tazminat sürecinin genel çerçevesini ele alıyoruz.
Kaza anında ve hemen sonrasında neler yapılmalı?
Kazanın ilk saatleri, ileride tartışma konusu olabilecek pek çok hususun tespit edildiği dönemdir. Yaralanma veya ölüm varsa kolluk kuvvetlerine haber verilmesi zorunludur; bu durumda kaza tespit tutanağını polis veya jandarma düzenler. Yalnızca maddi hasar bulunan kazalarda ise taraflar, anlaşabildikleri takdirde kaza tespit tutanağını kendileri doldurabilir.
Bu aşamada dikkat etmeniz gereken başlıca noktalar şunlardır:
- Araçların konumunu, hasar bölgelerini, yol ve hava koşullarını gösteren fotoğraf ve videolar çekmek
- Karşı tarafın kimlik, ehliyet, ruhsat ve sigorta poliçesi bilgilerini kayıt altına almak
- Varsa tanıkların iletişim bilgilerini almak
- Çevredeki güvenlik kameraları veya araç içi kameralar varsa kayıtların silinmeden temin edilmesini sağlamak
- Hafif görünse bile bir sağlık kuruluşuna başvurarak muayene olmak ve kayıtları saklamak
Tutanağa imza atmadan önce içeriği dikkatlice okumanız önemlidir. Olayın akışına aykırı bir beyanın tutanağa geçmesi, kusur oranının belirlenmesinde aleyhinize sonuç doğurabilir.
Hangi zararlar tazminat konusu olabilir?
Trafik kazasından doğan zararlar genel olarak maddi ve manevi zarar şeklinde ikiye ayrılır.
Maddi zararlar
Maddi zararlar, kişinin malvarlığında meydana gelen eksilmeyi ifade eder. Uygulamada en sık karşılaşılan kalemler şunlardır:
- Araç hasarı ve onarım giderleri
- Araç değer kaybı
- Aracın onarımda kaldığı süre boyunca yaşanan kullanım kaybı
- Tedavi giderleri
- Geçici veya sürekli iş göremezlik nedeniyle kazanç kaybı
- Ölüm hâlinde cenaze giderleri ve ölenin desteğinden yoksun kalanların zararı (destekten yoksun kalma tazminatı)
Bedensel zararlara ilişkin talepler Türk Borçlar Kanunu’nun 54. maddesinde, ölüm hâlindeki zararlar ise 53. maddesinde düzenlenmiştir. Sürekli iş göremezlik oranı, yetkili sağlık kuruluşlarından alınan raporlarla belirlenir ve hesaplama genellikle bilirkişi aracılığıyla yapılır.
Manevi zararlar
Kazada yaralanan kişi veya ağır bedensel zarar ya da ölüm hâlinde yakınları, yaşadıkları acı ve üzüntü karşılığında manevi tazminat talep edebilir (TBK md. 56). Manevi tazminatın miktarı; olayın ağırlığı, yaralanmanın niteliği, kalıcı iz bulunup bulunmadığı, tarafların kusur durumu ve ekonomik durumları gibi ölçütler birlikte değerlendirilerek hâkim tarafından belirlenir.
Sorumlular kimlerdir?
Trafik kazalarında sorumluluk yalnızca aracı kullanan sürücüyle sınırlı değildir. Karayolları Trafik Kanunu’na göre motorlu aracın işleteni (çoğunlukla ruhsat sahibi) ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi de kazadan doğan zararlardan sorumlu tutulabilir.
Zorunlu mali sorumluluk (trafik) sigortası ise, poliçede yazan teminat limitleri dahilinde, işletenin üçüncü kişilere verdiği maddi zararları karşılar. Kusurlu aracın sigortasız olması veya kimliğinin tespit edilememesi gibi durumlarda, kanunda belirtilen şartlarla Güvence Hesabına başvurulması mümkündür. Kendi aracınızın kasko poliçesi de, poliçe kapsamına göre hasarınızın karşılanmasında ayrı bir yol olarak değerlendirilebilir.
Sigorta şirketine başvuru ve dava yolu
Zorunlu trafik sigortacısına karşı dava açmadan veya tahkime gitmeden önce, kural olarak sigorta şirketine yazılı başvuru yapılması gerekir. Karayolları Trafik Kanunu’nun 97. maddesine göre sigorta şirketi başvuruya on beş gün içinde cevap vermezse ya da talebi kısmen veya tamamen reddederse, zarar gören kişi dava açabilir veya Sigorta Tahkim Komisyonu’na başvurabilir.
Başvuruda kaza tespit tutanağı, ekspertiz raporu, sağlık raporları, fatura ve makbuzlar, kimlik ve ruhsat belgeleri ile banka hesap bilgileri gibi belgelerin eksiksiz sunulması, sürecin gereksiz yere uzamasını önler.
Sigorta şirketinin önerdiği tutarı kabul ederek ibraname imzalamadan önce, teklifin tüm zarar kalemlerini karşılayıp karşılamadığını değerlendirmeniz önemlidir. İbranamenin içeriğine göre, ileride ek talepte bulunma imkânı tartışmalı hâle gelebilir.
Uyuşmazlığın niteliğine ve taraflara göre dava açılmadan önce arabulucuya başvurunun zorunlu olup olmadığı ayrıca değerlendirilmelidir. Sigorta Tahkim Komisyonu yolu ise belirli tutarların altında daha hızlı sonuç alınabilen bir alternatif olarak öne çıkar; hangi yolun tercih edileceği somut olaya göre değişir.
Zamanaşımı sürelerine dikkat
Karayolları Trafik Kanunu’nun 109. maddesine göre, motorlu araç kazalarından doğan tazminat talepleri kural olarak zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten itibaren iki yıl, her hâlde kaza tarihinden itibaren on yıl içinde zamanaşımına uğrar. Ancak zarar, ceza kanunlarında daha uzun zamanaşımı süresi öngörülen bir suçtan doğmuşsa, bu daha uzun süre uygulanır. Örneğin taksirle yaralama veya öldürme suçu oluşan kazalarda bu husus önem kazanır.
Zamanaşımı süresinin hesaplanmasında başlangıç tarihi, kesilme ve durma sebepleri gibi teknik hususlar bulunduğundan, sürenin dolmasına yakın bir döneme kalmadan hukuki değerlendirme yaptırmanız yararlı olur.
Kusur oranı ve bilirkişi incelemesi
Tazminat miktarını doğrudan etkileyen en önemli unsurlardan biri kusur oranıdır. Kaza tespit tutanağında belirtilen kusur durumu mahkemeyi bağlamaz; uyuşmazlık hâlinde kusur oranı genellikle trafik bilirkişisi veya Adli Tıp Kurumu gibi uzman kuruluşlardan alınan raporlarla belirlenir. Zarar görenin kendi kusuru varsa, tazminat bu oranda indirilebilir.
Bu nedenle kaza yerine ilişkin fotoğraflar, kamera kayıtları ve tanık beyanları gibi delillerin erken dönemde toplanması, kusur tartışmasında önemli bir dayanak oluşturur. Ceza soruşturması yürütülüyorsa, bu dosyadaki bilirkişi raporları ve ifadeler de hukuk davasında değerlendirilebilir.
Bedensel zararlarda ise tedavi sürecinin tamamlanması ve iyileşmenin netleşmesi, sürekli iş göremezlik oranının doğru belirlenmesi açısından önemlidir. Tedavi devam ederken alınan raporlar, zararın tam kapsamını yansıtmayabilir. Bu nedenle hastane kayıtlarını, epikriz raporlarını, reçeteleri ve tedaviye ilişkin tüm fatura ve makbuzları düzenli şekilde saklamanız, hem sigorta başvurusunda hem de olası bir davada zararın ispatını kolaylaştırır. Hesaplamada kazanç kaybının gösterilebilmesi için bordro, vergi kayıtları veya gelir belgeleri gibi evrakın da hazır tutulması yararlı olur.
Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hukuki görüş niteliği taşımaz. Somut olayınıza ilişkin değerlendirme için belgelerinizin incelenmesi gerekir.
Bu konuda sorunuz mu var?
Durumunuzu kısaca anlatın, dosyanızı birlikte değerlendirelim.
Sık sorulan sorular
Trafik kazası tazminatı için doğrudan dava açabilir miyim?
Zorunlu trafik sigortacısına karşı dava açmadan önce, kural olarak sigorta şirketine yazılı başvuru yapılması gerekir. Başvuru reddedilir veya on beş gün içinde cevap verilmezse dava ya da Sigorta Tahkim Komisyonu yoluna gidilebilir.
Trafik kazasında tazminat talebi için ne kadar sürem var?
Kural olarak zarar ve sorumlunun öğrenildiği tarihten itibaren iki yıl, her hâlde kaza tarihinden itibaren on yıllık zamanaşımı süresi uygulanır. Olay aynı zamanda ceza zamanaşımı daha uzun olan bir suç oluşturuyorsa bu uzun süre dikkate alınır.
Manevi tazminatı trafik sigortasından talep edebilir miyim?
Zorunlu mali sorumluluk (trafik) sigortası manevi tazminatı kapsamaz. Manevi tazminat talebi, somut olayın şartlarına göre sürücüye, araç işletenine veya diğer sorumlulara yöneltilir.